Hakkımızda
![]() |
BEYOĞLU'NUN NOSTALJİK YÜZÜ HACI BABA RESTAURANT 1921'DEN BU YANA, DEĞİŞMEYEN LEZZET VE ÖZENLE KORUNAN DEKORASYONUYLA KONUKLARINA HİZMET VERİYOR. İnsanı, çok eski yıllara, siyah beyaz karelere taşıyan bir mekandayız. Camdan bakınca, Beyoğlu'nun trafiğe açık olduğunu, şık hanimefendilerin ve beyefendilerin adabı muaşeret kurallarını aşmadan, zarifçe önümüzden süzülüp gittiklerini göreceğiz sanki. Arka mahallelere uzansak, kılıçlı beyzadelerle, yemek dolu kap kacaği omuzlamış güçlü kuvvetli yamaklarla karşilaşacak gibiyiz... Osmanli damak tadının izini sürerken ulaştığımız yer burasi; 20'li yılların dekorasyonuna sahip büyük bir yemek salonu. Aplikler açılıyor ve loşlugunda bizi hayallere sürükleyen mekan, aydınlıkla birlikte kendini bugüne teslim ediyor. Haci Baba'dayiz. Taksim Meydanı'ndan İstiklal Caddesi'ne girince, 50 metre kadar ilerde, Fransiz Kültür Merkezi'nin hemen karşısında yer alıyor Hacı Baba Restaurant.
HERKESE HİTAP EDEN OZEL LEZZETLER
Osmanlı ve Bahçe bölümlerinin arasında kalan, en az yüz yıllık antika tablolarla süslenmiş ana yemek salonuyla ya da konumuna gore "orta salon" olarak da adlandirılabilecek bolümden başliyoruz Hacı Baba'yı incelemeye. Zeytinyağli ve başlangiçların yer aldığı açık büfeye iştahla bakarken yanımıza işletme Müdürü Hüseyin Sarı geliyor. Yemeklere dair sorularımızı erteleyip, insanı bunca etkileyen mekanın dekorasyonuyla ilgili merakımızı gidermeye çalışıyoruz öncelikle.
Açıldığı dönemin özelliklerini korumak ve bügün gelen konuklara Beyoğlu nostaljisi yaşatmak için, duvarlardaki tablolardan saate kadar hiçbir aksesuarın yeri değiştirilmemiş mekanda. Yalnızca seramiklerin bir bölümü (yeşil olanlar hariç) birkaç yıl önce yeniden yapılmış. Seramiklerle bezenmiş, iştah açıcıların sergilendiği bölümün hemen yan tarafindaki camlı bölümün ardında ana yemekleri görüyoruz. Gözümüzü yemeklerden almayı başardığımızda, hemen ileride boylu boyunca uzanan mutfaği görüyoruz. Bu bölümün hemen önünde göze çarpan, apliklerle bütünleşmiş. Uzunlu kisalı duvar tahtalarının renkleri bile mekanın kurulduğu günüu gibiymiş. Hacı Baba'nın yalnızca zemini degiştirilmiş. Bu çalışma sırasında, yerdeki marleyler kaldırılmış ve altlarından binanın özgün taşları çıkmış iyi ki marleyler kaldırılmış ve zeminin altı araştınlmış diyoruz, çünkü zemine özenle döşenmiş taşlar restorana ayrı bir hava katmış. Büyük kavanozlara kurulmus rengarenk turşuları da unutmamak gerekiyor bu arada. Damaklarda eşsiz bir tat birakan turşular, salonun dekorasyonu ile de uyum içerisinde...
TURİZM BELGELİ İLK MEKAN
Bugüne biraz ara verip restoranın ilk kurulduğu yıllara dönelim. Hacı Baba İstiklal Caddesi'nde şu an bulunduğu yerde 1921 yılında, Hüsn-ü Tabiat (tabiatin güzelliği) adıyla Necati Bey tarafından kurulmuş ve 1950'ye kadar da bu adını korumuş. Haci Baba'nın ilk sahibi Necati Bey, şimdiki sahibi Recep Recai Akpinar'dan alırmış etlerini; böylece bir dostluk kurulmuş aralarında. 1948'de ise ortaklikları başlamış ve Akpinar 27 yillik mesleği kasaplıktan vazgeçerek dükkanını kapatmiş. Kendini Hacı Baba'da yemeklik malzemenin alınmasindan yemeğin pişirilip sofraya getirilmesine kadar her türlü aşamada hizmet vermeye adamiş. 1994'e kadar da sürmüş ortaklikları. Mekanın, Hüsn-ü Tabiat isminin degiştirildiği ve Hacı Baba olduğu 1950 yılında restoran, Turizm Bakanlığından "Turizm Belgeli" ilk mekan olmuş bu bölgede. Şu anda dünyada, İstanbul'u anlatan tüm guide'larda ismi bulunuyor Haci Baba'nın. Türklerden daha cok yabancı turistleri ağirlamasının nedenlerinden biri bu. Yıllardır süren başarının sırrı, hemen her şeyde olduğu gibi, burada da kalite kelimesinde yatıyor. Hacı Baba'da Osmanlı Mutfağının geleneksel yemekleri özenle ve layıkıyla yapılıyor. Turistlerin mekanı tercih etmesinin başlıca nedeni ise, merak ettikleri ve aradıkları lezzeti burada bulabilmeleri işin en hoş tarafi da, mekanın en etkin tanıtımının turistler tarafından yapılıyor olması. Orada bulunduğumuz sırada, İngiliz bir turistin telefon konuşmasına şahit oluyor, Hacı Baba'daki yemekleri övgüyle anlattığını duyuyoruz. İşte Hacı Baba'nın yurtdışındakı şanı, böyle kulaktan kulağa yayılıyor.
UNUTULMAYAN BIR TAD "PEYNİR TATLISI"
Türk muşteriler ve dünyanın hemen her ülkesinden gelen konuklar, 40'i aşkın yemek çeşidi arasindan özellikle Beğendili Kebap, Kuzu Tandır, Sebzeli Kuzu incik, Patlıcanlı Hünkar Kebap ve Dana Kapamayi tercih ediyorlarmış. Hacı Baba'daki gezimize kaldığımız yerden devam edelim. İnsanı kendine hayran bırakan şiklıktaki, sigara içilmeyen VIP salonuna geçiyoruz. Osmanli'nin 700. kuruluş yılına özel açılan bu salonda sigara içilmiyor ama ortama uygun olmasi sebebiyle nargile ikram ediliyor. Burasi, tabağından çatal kaşığına, duvarlarındaki beyzadelerinden bir köşede yer alan çeşmesine kadar Osmanlı dönemini yansıtan atmosferiyle bizi gerçekten etkiliyor. Burada yemekler ortama uygun özel kostümlerle sunuluyor. VIP salonu İstiklal Caddesi'ne döndüğü yüzüyle de başka nostalji barındırıyor içinde. Ayrica insana bu bölüm büyük keyif verdiği gibi, eski günlere de götürüyor. Özellikle turistlerin tercihi olan bu salondan ayrılıyor, restoranın kendini başka bir ayrıntıyla özdeşleştirdiği "Bahçe" bölümüne geçiyoruz. Restoranın bir diğer giriş kapısının bulunduğu, yanında küçük deniz kaplumbağalarının yüzdüğü havuzlu kapıdan da girilebilen bu bölüm, Aya Triada Kilisesi'nin muhteşem estetiği ve yeşiliyle adeta bütünleşmiş. Bahçede işletme Müdürü Hüseyin Sarı ile tatlılar üzerine sohbete dalıyoruz. Her biri birbirinden leziz tatlılar arasında bir ayrım yapamıyor Sarı, Hacı Baba'da tatlı çeşidi bir hayli fazla; Kabak Tatlısı, Kemalpaşa, Ayva Tatlısı, Ekmek Kadayıfı, Peynir Tatlısı... Daha pek çok tatlı arasından, Peynir Tatlısını seçiyoruz. Peynir lezzetinin yoğun olarak hissedildiği bu tatlı, ağzimizda dağilıyor adeta... 70 kisjlik kalabahk bir kadroya sahip Hacı Baba'da ekip calışması büyük önem taşıyor. Bügüne kadar elde edilen başarıda ekip ruhunun da büyük katkısı var. Ögle yemeklerinde genellikle Türk misafirlerini ağirlayan, akşam saatlerinde ise turistlerin tüm masaları doldurduğu Hacı Baba, aynı anda 230 kişiye hizmet veriyor. Nostaljik bir ortamda Osmanli lezzetlerini tatmak isteyenler için benzersiz bir mekan.
N. Nehir TEKİN Beyoğlu Dergisi Hacı Baba Restaurant ile ilgili detaylı yazımız için tıklayınız. (PDF) |
